Yeni Nesil Gazetecilik III?!

presssapka

Yeni Nesil Gazetecilik. Hayrullah Mahmud yazdı.

YENİ NESİL GAZETECİLİK III / KAZ ADIMLARI İLE YÜRÜMEK YA DA ATATÜRK’E DE SORMUŞLARDI, GÜLEN, GÜL, ERDOĞAN’A DA SORACAKLAR VEYAHUT AKP & GÜLEN İKTİDARINDA “TÜRK MEDYASI” NEREYE KOŞUYOR?!

Yeni Nesil Gazetecilik III?!

“Demokratik bir rejimde, basın yalan söylerse, rejim de ölüme mahkum olur.”

Pierre Lazareff

………………….

Kaz adımları

Erdoğan’ın ABD ve İsrail’de bir kesimin desteğini alarak yaptığı iktidar yolculuğu bağlamında birkaç satır…

1930’lu yılların Almanya’sı…

Unter den Linden…

Berlin’de yer alan çok ünlü bir caddenin adıdır.

‘Ihlamur ağaçlarının altında’ anlamına gelir.

O dönemlerde, ‘Ihlamur ağaçları’nın sıralandığı bir geniş yolun altında, on binlerce SS pazubantlı genç, muntazam sıralar halinde Nazi selamı vererek, kaz adımlarıyla yürürlerdi.

Ve bir diğeri…

Hitler’in önce adamlarına yaktırdığı, sonra komünistler yaktı bahanesiyle ‘Führer’liğe giden yolda kendisine basamak yaptığı Reischtag…

Yani, Parlamento binası…

Arkasını utanç duvarına yaslamış…

Önünde ise futbol sahası genişliğinde uzanan yeşillik. Hitler, görkemli yıllarında o yeşilliğe topladığı 100 binin üzerinde Alman’a ateşli söylevler verirmiş.

Merdivenlerine yerleştirilen masaya kimi kez o kadar hızlı vururmuş ki, masanın üstünde duran sürahi yere düşer, kırılırmış…

Şimdilerdeyse o dehşet verici ürpertili görünümden geriye hiçbir şey kalmamış… Eser yok!..

Bölünerek büyümek?!

Berlin, ‘Soğuk Savaş’ döneminde Doğu Almanya’nın toprakları içinde kalan bir kara parçasıydı… Dört tarafı da ‘utanç duvarları’ denilen duvarlarla çevriliydi.

Doğu’da kalanlar Batı’ya… Batı’dakiler de Doğu’ya giremiyorlardı.

Günümüzde ise ne o kaz adımları ile yürüyen SS pazubantlı Nazi selamı veren gençler kaldı… Ne de ‘Soğuk Savaş’ın uzantısı olan duvar…

Nostaljik birkaç enstantaneyi saymazsak, Almanya geçmişindeki o çirkin kareleri, tarihin tozlu sarı sayfaları arasına sıkıştırıp kaldırırdı.

O utanç kareleriyle bir daha yüz yüze gelmemek için de kimi yasal düzenlemeler yaptı…

Bugünün Türkiye’sine bakınca, 1930’lu yılların Almanyası’nı hatırlatan bazı ürpertici karelerle karşılaşıyorum.

‘Türkiye’yi, AB’ye sokarak büyüteceğim’ diyen bir hükümetin, vatanımızı bölünmenin eşiğine getirmiş olmasını, dudaklarımı ısırarak izliyorum…

Almanya’nın ‘cash’ yani ‘nakit’ para sayıp Doğu Almanya’yı tırlara yüklediği marklarla bir gecede satın aldığı bir ortamda… ‘Kıbrıs’ı vermekten’ bahseden bir hükümeti, kendi ordusunu adada işgalci durumuna düşürmüş gül kokulu bir Dışişleri Bakanı’nın icraatlarını şaşkınlıkla izliyor…

Ve soruyorum:

‘AKP Türkiye’yi büyütmek, gelir dağılımını düzeltmek için mi iktidara geldi, yoksa dış güçlere peşkeş çekip bölmek için mi?’

Nitekim…

Ortaya koydukları argümanlara bakınca, bu dışarıdan idare edilen iktidarın Atatürk Türkiyesi’ne ne yapmaya çalıştığı net olarak ortaya çıkıyor!..

Görünen o ki, bu böyle devam ederse yakın zamanda Atatürk’ün adını ağzına alanı ‘Üçüncü Dünyacı’ ilan edecekler…

Hem de düne kadar Atatürk adını ağzından düşürmeyen, bu laik (?!) medyanın desteği ile…

28 Şubat’ta ‘mürteciler’ ülkeyi ele geçirmesin diye ışık yakıp kapatanlar ise suskun!..

Bu suskunluk da, meydanın boş kalmasına yol açıyor…

Bundan cesaret alan AKP Milletvekili Hüsrev Kutlu gibiler de, Atatürk’ün ‘Mareşal üniformalı’ resminden rahatsızlık duyduğunu söyleyebiliyor…

Bir cenaze töreni sırasında, cami avlusunu ‘sarık tarlası’na çevirebiliyorlar!..

Atatürk’ün Parlamentosu’nda, Atatürk’ten rahatsız olmak!..

Asker sesinden irkilmek!..

Kutlu’ya sormak lazım; ‘Erdoğan’ın Gulbettin Hikmetyar’ın önünde diz çöken fotoğrafından hiç mi rahatsız olmadın?!’

O fotoğraftan rahatsız olmayanların, bunu söylemeye ne hakları var!

Maalesef ki…

Cumhurbaşkanı Sezer, tüm bu gelişmeleri seyrediyor!..

Üzerine düşen görevi yapmıyor!..

Sadece seyrediyor!..

Kendisine o laik medyanın bir kısmı, ‘hırsız hortumcu’ yaftasını yapıştırır endişesi ile susuyor!..

Asıl tavır koyması gereken medya ise bir tenis maçı izliyormuşçasına, asker ile mürteciler arasında gidip geliyor!..

Adam Türkiye’yi Türkiye yapan değerlere küfrediyor!.. Atatürk Türkiyesi’nin temeline bir bomba bırakıyor…

Yaşlı subaylar endişeli

Ama buna rağmen çıt yok!..

Çıt var ama yine aynı yerin bir bölümünden!..

Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman üç gazetenin Ankara Temsilcisi’ne bir açıklama yapıp, tavır koymasa kimsenin pek umursayacağı da yok!..

Genelkurmay Başkanı Özkök, bile bu açıklamadan sonra tavır koyma ihtiyacı hissediyor…

Daha önceden resmen yaptığı ‘Genç subaylar rahatsız değil’ açıklamasından sonra… Bu defa paşalar olarak kendilerinin ‘derin endişe’ içinde olduklarını ilan ediyor!..

Ordunun kendi içinde kafası karışmış olabilir!..

Bu onların iç işi!..

Ama, benim asıl merak ettiğim, biz Atatürkçü gençler neden suskunuz?!..

Tepkimizi koymak için neyi ya da kimi bekliyoruz!..

Kaz adımlarıyla iktidar yürüyüşüne devam edenlerin, bu yürüyüşlerini ‘Atatürk’ün Türkiyesi’ni alaşağı ederek tamamlamasını mı?!

Star, 02.01.2004

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?