Yılanı kusturmak?!

“YILAN”I KUSTURMAK / “ANADOLU”NUN “SİGORTASI” ATATÜRK YA DA “İÇİMİZDEKİ -F TİPİ- DÜŞMAN” VEYAHUT BİR GECE KARANLIĞINDAN AYDINLIĞA?!

 

Yılanı kusturmak?!

 

“Zorluklar ne kadar büyük olursa, onların altından kalkmakla erişilecek ihtişam da o derece parlak olur. Usta kaptanlar, maharetlerini ve saygınlıklarını atlatmış oldukları fırtınalarda elde etmişlerdir.”

Epiktetus

 

…………….

 

 

Neo Damad Ferid’lerin, “demokrasi”yi bir “araç” olarak kullanıp, Atatürk Türkiyesi’ni kuşatması bağlamında, maziden bir yaprak…

Falih Rıfkı Atay, Cumhuriyet’in kuruluşunun 39’uncu yıldönümü vesilesi ile kaleme aldığı “Bir gece karanlığında idi” başlıklı yazısında, ‘mütareke dönemini’ şöyle tasvir eder:
“39 yıl önce, Ankara, henüz yarısı yanmış bir Anadolu kasabası idi. Anadolu baştanbaşa Selçuklulardan beri bakımsız kalmış bir ‘kimsesizler yurdu’ idi. Bütün iyi ‘toprakları’, bütün ‘çarşıları’, ‘ticareti’ ve ‘ziraati’ Türk olmayanların elinde olduğu, onlar da ‘memleketten gittiği’ için hayat durmuştu. ‘İstanbul’ sınırları dışında ‘bir tek fabrika bacası’ tütmüyordu. Devletin bütün bütçesi ‘bir küçük İngiliz şirketinin’ sermayesi kadar bir şeydi. Cephelerde ve Yemen çöllerinde milyonlarca delikanlımızı kaybetmiştik. ‘Demiryolları’ bizim değildi. ‘Kömür’, ‘şehir ışıkları’ ve ‘suları’, ‘rıhtımlar’, ‘limanlar’ bizim değildi. ‘Bu memleketin size ait olduğunu söylüyorsunuz. Neniz var bu topraklarda?’ deseler, öz canımızı ve camilerimizi gösterebilirdik. Değil ‘bankamız’, bankalarda çalışan ‘Türk memuru’ yoktu. İtalyan, Balkan, 1. Dünya Harbi ve Kurtuluş Savaşı sırasında ‘iç ve dış tahrikler’ ile irili ufaklı 60 kadar isyan olmuştu. Padişah, halife, vezirler ve paşalar millete ihanet etmişlerdi. Nice ‘edebiyatçılar’, ‘şairler’ halka sövmüşlerdi.”

 

………………

 

 

Nitekim…

Atatürk dönenimde yapılan ne “eser” var ise AKP & Gülen iktidarında özelleştirildi.

Vatanı bölüp parçalamak isteyen dış güçlere tek kelime ile “peşkeş” çekildi.

AKP & Gülen iktidarında, “milli” olan ne varsa “gayrımilli”leştirdi!

İşte, bu anlamda, ortaya çıkan “bilinç yarılması”nın son vesikası:

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın doğum gününde “miting” gibi kutlama törenleri yapıldı.

Bölünme ve/veya devlete karşı gövde gösterisi olarak kabul etmek de mümkün!

Ne var ki, ne İçişleri Bakanı ne de Polis, terörü ve teröristi öven bu eylemciler hakkında hiçbir işlem yapmadı.

Gül, Erdoğan, Şahin’den yaşananlara dair bir beyan işitmedik.

Gözaltına bir tek kişi dahi alınmadı!

AKP’li devlet büyükleri adeta, “Bırakınız yapsınlar, bırakınız bölsünler, bırakınız azsınlar, bırakınız Türkiye’ye küfretsinler” teşviği içinde! 

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14317727.asp?gid=233

Ki…

Ne idüğü belirsiz (!), sözde “Balyoz darbe planı” bağlamında 1 Nisan’da serbest bırakılan komutanlar, 4 Nisan’da mahkeme kararı ile yeniden gözaltına alınması istendi.

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14317731.asp?gid=233

Neden, niçin, niye?!

Neden olacak:

AKP & Gülen iktidarında “Atatürkçüler” istenmiyor.

Laik, çağdaş Türkiye’den hazzedilmiyor.

TSK ise olağan şüpheli!

Neden, niçin, niye?!

Çünkü, F Tipi çadır devlet “proce”sinin önündeki en büyük engel “TSK” artı “Yargı” da o yüzden!

Yaşananlar bir “Şaka gibi” ama “şaka” değil!

Hal böyleyken…

Gerçek teröristler, hainler, işbirlikçiler, AKP & Gülen iktidarında, ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar.

Dolaşmalarına göz yumuluyor.

Adı, sanı, adresi belli isimler, komutanlar hakkında ise yakalama kararı çıkartılıyor.

Sabahın kör vakti evlerinden toplanıp içeri tıkılıyor.

Neden, niçin, niye!?

İşte bu sorunun cevabı, Falih Rıfkı Atay’ın satırlarında saklı!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14317731.asp?gid=233

Çünkü, dönemin Avrupası’nın, İngiliz’lerin oyununu bozan bir Gazi ortaya çıkıp, vatanı kurtarmış, ardından da yoklar içindeki bir devleti yoktan var edip yeniden ayağa kaldırmıştı.

Yani bu basit bir hesaplaşma değil!

Neo Derviş Vahdeti’nin torunları ile Mustafa Kemal’in izinden gidenler arasındaki bir kesişme, keskin ayrışma, çarpışma bu!

(…)

Sözün özü:

AKP’li, Gülen Cemaati’ne mensup bir fani isen her yol serbest!

İster çal, ister hukuk dışına çık sorun değil!

Polis, savcı, medya hakkınızda işlem yapmıyor.

Ama AKP’yi, Gülen Cemaati’ni eleştirenlerin safında isen, işte onların başlarına ne ya da nelerin geldiği ortada!

Ezcümle, 2010 bahar vakti yaşananların hülasası budur.

 

………………….

 

 

Operasyonun adı: “Mart çılgınlığı”!

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14293788&tarih=2010-04-02

(…)

MİT, yeni kaptanını ya da dişi Aslan’ını arıyor!:))

https://www.milliyet.com.tr/mit-kaptanini-ariyor-/asli-aydintasbas/siyaset/yazardetay/05.04.2010/1220676/default.htm?ver=04

(…)

Endozenya’da 6,2’lik deprem!

https://www.sabah.com.tr/Dunya/2010/04/05/endonezyada_62lik_deprem

(…)

Sezer nihayet duruşunu düzeltti; “Anayasa Mahmekemesi’ne iptal davası açılabilir”!

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14311103.asp?yazarid=42&gid=61

(…)

Merkel, Nabucco’ya neden soğuk?

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14296404&yazarid=20&tarih=2010-04-02

(…)

Ermeni soykırımı’nı Merkel nasıl yalanladı

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14311115.asp?yazarid=218&gid=61

(…)

Noyan Doğan: Atatürk’ü sigorta reklamında seyretmenin mutluluğu!

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14317777.asp?yazarid=257&gid=61

(…)

Mehmet Yılmaz: AB diyor ki; ‘Aceleye getirmeyin tartışın!’

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14317778.asp?yazarid=148

(…)

AKP iktidarında çakma muhalif bir gazeteci portresi: İktidar ile hiçbir sorunu yok, Gülen Cemaatini akıllı buluyor, F Tipi yapılanma hakkında tek kelime etmiyor, Baykal yandaşı, iş verenini Zeus’a benzetiyor, ezcümle muhalefet değil gaz alıcı şakalar yapıyor!

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14303980.asp?yazarid=12

(…)

Yılmaz – Erdoğan: Çok Güzel Hareketler Bunlar!

https://www.arayipbul.net/2010/03/cok-film-hareket-bunlar-fragman-izle.html

(…)

Bülent Arınç’ın referandum tahmini: Yüzde 60!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14311162.asp

(…)

Öcal Uluç: Önce basın, sonra rejim; işte bütün mesele!..

https://www.gozlemgazetesi.com.tr/yazar/17640-yargitay-bassavcisi39nin-eline-en-buyuk-koz-verild.html

(…)

 

……………….. 

 

 

Ve…

Son olarak…
Neler oluyor, AKP panik içinde nereye koşuyor ya da AKP, ne geliyor korkusu ile bu kadar hızlı koşuyor veyahut AKP’yi koşturan güç hangi güç” soruları bağlamında birkaç satır daha…

Öncelikle…

Mesnevi’den bir bölüm:

At üstünde yolda giden bir adam, çeşme başında uyuyan birisinin ağzına yılan girdiğini görür.

Atlı, uyuyan adama birkaç değnek vurarak uyandırır.

Ağacın altında çürümüş elmalar vardır.

Atlı uyandırdığı adama; “Bu elmaları ye!” diye emreder.

Adam dayak korkusundan o kadar çok elma yer ki, ağzından geri gelmeye başlar.

Kederli adam konuşmaya başlar: “Ey yolcu! Niçin hiçbir sebep yok iken bana çürük elmaları yedirerek zulmettin? Sana rastlamam ne büyük talihsizliktir. Bir suç ve günah işlemeden, dinsize bile bu eziyet yapılmaz.”
Adamın böyle bedduâ etmesine aldırmayan atlı, onu arkasından kovalayarak ovada koşturmaya başlar.

O kimse, bir müddet ağlaya ağlaya koşar.

Nihayet midesi bulanır ve içerdekilerin hepsini çıkarır. Bu arada, o yılan da dışarı çıkar. Adam yılanı görünce, çok korkar ve durumu anlar. Çektiği sıkıntıları unutur.

Atlıya karşı mahcup olmuş bir halde der ki: “Ey yolcu! Meğer sen, melek gibi bir insan imişsin. Bana Allahü teâlânın bir rahmetisin. Ben ölecekken hayatımı kurtardın. Sen, beni bir anne gibi korurken, ben de senden aslandan kaçar gibi kaçıyordum. Ne mutlu senin yüzünü görebilene, her zaman senin muhitinde bulunabilene! Senin için bu kıymetli canım feda olsun! Ben ise, sana karşı sert konuştum, küstahça davrandım. Ey efendi! Ey şahların şahı! Sana söylediğim kötü sözler hep bilgisizliğim sebebiyledir. Durumu biraz bilseydim, kötü sözlerden sakınırdım. Ey güzel huylu kimse! Ey iyi huylu kimse! Lüzumsuz, delice konuşmalarımdan dolayı özür dilerim, beni affet!..”
Atlı da bu sözler üzerine şöyle cevap verir: “Eğer sana yılanın karnına girdiğini bildirseydim, zehirden önce seni korku öldürürdü.”

Bu konuda Peygamber efendimiz şöyle buyurur: “İçinizde gizli olan düşmanı anlatsam, yiğitlerin ödü patlar, akıllıların aklı mahvolurdu. Ne gönlünüzde duâ edip yalvarmaya, ne oruç tutmaya ve ne de namaz kılmaya kuvvet bulamazdınız.”

Sözün özü:

AKP, içine giren F Tipi “yılan”ı kusmadığı sürece koşmaya, atlılar da peşinden gelmeye devam edecek!

Filvaki, “Bu defa da Gül, Cumhurbaşkanı olsa ne olur” sorusunun yerini, “İngiliz perde arkalı Gül’ün başkomutanlığında Türkiye nereye sürükleniyor” sorusu aldı.

Filhakika, 2010 Türkiyesi’nde, TSK’ya karşı yürütülmekte olan “asimetrik psikolojik harekat” ve özgürlüğü kısıtlanan “suçsuz komutanlar” resmi ile diğer Abdullah’ın yani terörist olanın özgürce kutlanan doğum günü fotoğrafı üzerinden aranan cevap, net olarak ortaya çıkmıştır sanırım.

Şimdilik kaydıyla, 2010 bahar vakti yaşananların hülasası budur.

ABD, İsrail’in “İran operasyonu” öncesinde, AKP’nin devlet olduğu Atatürk Türkiyesi’nde, “Gordion Düğümü”ne yeni düğümler eklendi.

Ezcümle, kördüğümün çözümünde “kılıç” faktörü kaçınılmaz gözüküyor.

Nokta!

 

Sevgiler

6 Nisan 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?