Yüzlerce yıl sonra ortaya çıkan gerçek

Uzun yıllardır bir kadına ait olduğu sanılan bir Mısır mumyası üzerinde yapılan son incelemeler mumyanın bir erkeğe, hem de çok hasta bir erkeğe ait olduğunu ortaya koydu. Son bulgular bilim dünyasındaki bazı tartışmalara da yanıt oldu.

Mısır’da, yaklaşık 2 bin 900 yıl önce, 20’li yaşlarının ortasında bir erkek, nadir görülen kanser benzeri bir hastalık yüzünden hayatını kaybetti.

Hastalığına bağlıgelişen diyabetten muzdarip olan genç adam, dönemin koşullarına uygun olarak mumyalandı. Beyni çıkarıldı, kafasına ve leğen kemiğine reçine benzeri bir sıvı döküldü. İç organları alındı, yerine dört adet keten bohça kondu.

Mumya bir noktada şu an Hırvatistan Arkeoloji Müzesi’nde tutulan Kareset isimli bir kadının 2 bin 300 yıllık lahdine yerleştirildi. Mumya transferinin Kareset’in lahdini satmak isteyen ancak içi boşken fiyatı düşük olan lahdi doldurmak zorunda kalan antik eser tacirlerinin işi olduğu düşünülüyor.

Şimdiye kadar lahdin içinde bir kadın mumyası olduğuna inanılıyordu. Ancak son yapılan araştırmalar mumyanın Kareset’e değil hasta bir erkeğe ait olduğunu gösterdi. Mumyadaki işaretler, söz konusu erkeğin ciltteki bağışıklık hücreleri olan Lagerhans hücrelerinin hızla üremesine neden olan Hand-Schüller-Christian hastalığından muzdarip olduğunu gösterdi.

BİR TÜR KANSER
Sonuçları Collegium Antropologicum dergisinde yayımlanan araştırmayı yürüten isimlerden, Zagreb Üniversitesi’nden Dr. Mislav Cavka, LiveScience’a yaptığı açıklamada, “Bu hücreler normal kemik dokusunun ve yumuşak dokunun yerine geçiyor. Bunun bir tür kanser olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

Bilim dünyası hastalığın sebebinin ne olduğu konusunda hala bir sonuca varabilmiş değil. Cavka, çoğunluğu erkek 560 bin yetişkinden birinde görülen hastalığın antik dönemde her zaman ölümcül olduğunu ancak günümüzde tedavi edilebildiğini söyledi.

Cavka ve diğer uzmanlar, röntgen, CT ve MR taramaları yaparak mumyayı incelemeyi başardı. Hastalığın mumyanın iskeletinin tamamına yayıldığı, kafatasında ve omurgasında listik lejyonlara neden olduğu belirtildi. Taramalarda ayrıca mumyanın kafatasındaki frontal-parietal kemikte büyük bir delik olduğu ve orbital duvar denilen göz çevresi kemiklerinin zarar gördüğü anlaşıldı.

BÖBREKLERİ İFLAS ETMİŞ
Cavka, mumyalama işlemlerinin hastalığın yarattığı tahribatı daha da ağırlaştırdığını söyledi. Bununla birlikte hastalığının son evresinde olan adamın her halükarda çok ağır acı çektiği belirtildi.

Adamın hastalık yüzünden ayrıca diyabetten de muzdarip olduğu ifade edildi. Cavka, adamın kafatasında hipofiz bezini tutan parçanın da zarar gördüğünü ifade ederek, “Bu durum diyabete neden olmuş. Hastalık dolayısıyla böbrekleri iflas etmiş ve adamın durumu daha da kötüleşmiş” diye konuştu.

KANSER TARTIŞMASI
Genç adamın ölümü, antik dünyayla ilgili önemli ipuçları da taşıyor. Bilim insanları uzun yıllar boyunca kanserin o dönemde sık görülen bir hastalık olup olmadığını tartışıyordu.

Bazı uzmanlar yaşam süresi beklentisinin az olması ve çevresel faktörlerin azlığı dolayısıyla o zamanlar kanser hastalığının çok nadir olduğunu ifade ederken, bazı uzmanlar kanserin düşünülenden daha yaygın olduğunu ancak tespit etmenin çok zor olduğunu savunuyor.

Araştırmacılar, bu mumyanın antik Mısır’da bilinen üçüncü Hand-Schüller-Christian vakası olduğunu belirterek, hastalığın o gün de bugünkü kadar yaygın olduğuna işaret etti. Cavka, “Tümörler modern çağa ait bir durum değil” diye konuştu.. (Hürriyet)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?