Soğuk bir iç anadolu gecesinde, Yozgat’ın Sorgun ilçesinde, eski ama belliki bir kaç sene önce yenilenmiş ama yorgunluğunu gizleyemeyen bir otelin küçücük bir odasında mahsur kalmış son bir senemi düşünüyorum. Dışarıda kar hızını kesmeden yağıyor.
Neredeyse bir senedir Amasya, Çorum, Tokat ve Yozgat illerinden sorumlu Shell’de mıntıka müdürü olarak görev yapıyorum. Bir sene olmuş bile… Shell’e girmek için sabırsızlıkla beklediğim günleri düşünüyorum da…
Hiçbir zaman işi sadece iş olarak görebilen, sadece para kazanmak için yerine getirilmesi gereken görev olarak yapabilen bir adam olamadım. Çalıştığım yere, iş arkadaşlarıma, üzerimdeki logoya hep derin duygusal bağlarla bağlandım. Ne kadar doğru bilemem ama hep öyle oldu… Son bir senede öğrendiklerimi, öğretenleri ve iz bırakanları düşünüyorum da…
Ankara Bölge Müdürüm Kazım Bey, Perakande satışlar müdürü Haldun Bey iki özel adam benim için.
Bu farkedilmesi zor köşemde yazışım bir parça da olsun benim gözümden onları görebilecek gözler yaratmak istememdendir.
İşe giriş görüşmemde sevmiştim Kazım Bey’i. Görüşmeden çıkarken bana “Benim oğlumun adı da Kerem” demişti. Göz kırpıp çıkmıştım odadan, inşallah Kazım seçer beni diye geçirmiştim aklımdan. Öyle de oldu. Egosuz, katıksız ve içten Kazım’ı gördüm tanıdım, net ve güçlü tavrından bir parçacık kopardım kendime kattım.
Toplantılarda Perakende Satışlar Müdürü Haldun Güvenir’den aldığım enerji bana anadoluda güç verdi. Bundan önceki şirketim FedEx’te 220 ülkeden binlerce insanla yazıştım, bir araya geldim. Hepsini gözümün önünden geçiriyorum da, gerçekten cin gibi adam şu Haldun Güvenir, ne kadar profesyonel gözükse de aslında duygusal adam ve bugüne kadar ne düşündüğünü yüzünden okuyamadığım tek adam. Bana her toplantıda tutkuyla, heyecenla konuşan tek yöneticim. Onun enerjisini tutkusunu çaldım, kanayan yerlerimi kapattım.
Anadoluda kar yağışından mahsur kalıp yerleştiğim otelde, son bir senemi, hayatımdaki köklü değişikliği ve bana kattıklarını düşündüm. Çılgın Haldun’un bitmek bilmeyen tutkulu projelerini, Kazım Beyin bir baba gibi kolunun altına alışını, profosyonellikten çok uzak duygusal yanımı düşündüm. Kendime bazen kızdım, bazen kendimle gurur duydum…
Herşeyi tutkuyla yapmayı ben son bir senede öğrendim ve bunu Anadolu’da yorgun, umutsuz bir otelin, toz kokan odasında florasan ışıkları altında farkettim.
Aralık 2010, Sorgun
Kerem Savaş
alaturkaonline.com

