AnasayfaAlaturka OnlineYazın İlk Günü

Yazın İlk Günü

Bilgisayarı açıyorum. Masaüstünde bir sürü yarım kalmış, tamamlanmayı bekleyen, karmakarışık duygularla yazılmış, kırık dökük yazılar. Hangisini tamamlasam diye hepsini tek tek açıyor, okuyor, okuyor da bir türlü devam edemiyorum. Yazıldığı günlerde hissedilenler, şimdiki zamankilerle örtüşmüyor, örtüşenlerde anlamlı gelmiyor. Hepsini çöp kutusuna gönderiyorum. Her şey de olduğu gibi, saatlerimi verip üst üste koyduklarım, tüm yazdıklarım kısacık bir parmak hareketiyle çöp kutusuna gönderiliyor. Bugün yok edici tarafıma kızıyorum bu kadar baskın çıktığı için.

Tüm bu temizlikten sonra terasa çıkıyorum. Hafif esintiyi yüzümde hissediyorum. Tam içeri girmeye hazırlanırken kanat çırpışını duyuyor ve terasın tırabzanına konan martıyı görüyorum. Göz göze geliyor ve beş altı saniye öylece duruyoruz. İlk o kaçırıyor gözlerini. Nazik hareketlerle onu ürkütmeden oturuyorum karşısına.

Kaçmıyor. Tam tersine bir adım daha yaklaşıyor. Sonra bir adım daha. İçeriden “Can Atilla”nın 1453 adlı cd’si çalıyor. Ney üflüyor birisi, büyülü bir ney, martı da ben de Kuleli’ye bakıyoruz uzunca bir süre. Ben ona kaçırıyorum bakışlarımı arada bir, o ise boğazdan bir saniye bile ayırmıyor gözlerini. Benimle müzik dinlediğini hissine kapılıyorum.  Arada bir boğazdan gelen esintiyle tüyleri uçuşuyor, gözlerini kırpıyor. İkimiz de “Ney”’in büyülü sesiyle dünyanın dönüşünü hissediyoruz o an. Düşünüyor da düşünüyoruz… Varoluş mucizesini, kirlenen denizi, ait olmadığı yerde aitmişçesine rahat yaşamlar süren insanları, martıları, boğazdan geçen gemilerin gittikleri yerleri… Rüzgar yüzümüze çarparak geçerken getirdiği ve yanında götürmeyip bize bıraktığı deniz kokusu… Ney sesi iyice yükseniyor, hemen arkasından vurmalı çalgılar coşkuyla giriyor, bir yaz gecesine göre epeyce serin bir rüzgar vurmalılarla aynı anda esiyor, iyot kokusu güçleniyor, bir gemi daha geçiyor, ardından bir tane daha,  sessiz dalgalar Arnavutköy İskelesi çevresine bağlanmış kayıkları sallıyor, bir martı uçarak üstümüzden çığlıklarla geçiyor. Ne o kımıldıyor ne de ben. Hayatımda, yıllar sonra özlemle anacağım yepyeni bir dönemin başlamakta olduğunu o gece martının yanında hissediyorum. Geçip giden zamanı, aynı terasta yakın ama hayatta bir o kadar uzak oluşumuzu düşünüyor, yan yana hiç ses çıkarmadan ve boğazı izliyoruz… 

Müzik susuyor, martı kanatlarını çırpıyor, vapur düdüğü duyuluyor, martı uçuyor… Yerimden fırlıyorum, arkasından bakıyorum, geri dönüp geleceğini düşünüyorum, dönmüyor. Gözden kayboluncaya kadar izliyorum. Kuleliye doğru uçuyor, bir süre sonra görülmez oluyor. Ney sesi kesilince, martı uçup gidince boğaz da büyüsünü yitiriyor o gece. Hemen ardından, bilgisayardaki tüm yarım kalmış yazıları çöp kutusundan da silip, bu yazıyı işte böyle yazıyorum. Yazın başladığı o gece, sessiz sedasız…

Kerem Savaş
alaturkaonline.com

PS:  Meraklısına….. Yazın ilk günü 21 Haziran’dır…

AlaturkaOnline
AlaturkaOnlinehttps://AlaturkaOnline.com
Amerika'nın ilk Türkçe internet Gazetesi, Alaturka Online, 2001 yılından beri Amerika'da en çok okunan, tamamen bağımsız ve tarafsız haber yapan tek Türk Gazetesi. First Turkish American Newspaper - Amerika'daki Türklere Ulaşmanın en Kolay Yolu ! Habersizsiniz ya da Haber Sizsiniz! Alaturka, Gerçek insanlar, Gerçek Haberler. Amerika'daki Aileniz - Alaturka.

Yorum Yap

Lütfen yorumunuzu girin!
İsminizi Buraya Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

501,262BeğenenlerBeğen
92,525TakipçilerTakip Et
3,552TakipçilerTakip Et
7,662TakipçilerTakip Et
58,900AboneAbone Ol

Kaçırmayın